çiğdem kudiaki foto

Özgeçmiş:

Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nün ardından Klinik Psikoloji yüksek lisans ve doktora eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Psikoloji Bölümü’nde tamamlamıştır. 1992 yılında başladığı meslek yaşamında SHÇEK Genel Müdürlüğü,  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD ve Mersin Üniversitesi Psikoloji Bölümü gibi çeşitli kurumlarda görev yapmıştır. Geştalt Terapi ile 2003 yılında tanışmış olup, 2009-2013 yılları arasında Geştalt Terapi Derneği bünyesinde Prof. Dr. Ceylan Daş ve Dr. Feza Balkaya tarafından verilmiş olan 600 saatlik kuramsal ve yaşantısal eğitimini, bireysel terapi ve yaşantı gruplarına katılımını tamamlamıştır. Prof. Dr. Ceylan Daş’ın liderliğinde yürütülen “Haydi Gel! Yeni Bir Film Seyredelim” Geştalt yaşantı grubunda asistanlık yapmaktadır. 2012 yılından bu yana kendi merkezinde yetişkinlerle çalışmakta ve çeşitli üniversitelerde yarı zamanlı lisans ve yüksek lisans dersleri vermektedir. Türk Psikologlar Derneği, Nöropsikoloji Derneği ve Geştalt Terapi Derneği üyesidir. 2009 yılından bu yana Geştalt Terapi Derneği yönetim kurulu üyeliği yapmaktadır.

Konuşmanın Özeti

Diyalog, Sinirbilim ve Geştalt Terapi: Bana Kulak Ver ki Sana Ses Vereyim!

Diyalog ilişkisi duyguları ifade edebilme, empati gösterebilme, kendi bakış açısını ortaya koyabilme ve başkalarının bakış açılarını dinleyebilme gibi kavramları içermektedir. Sosyal etkileşimlerimizin temelini oluşturan bu davranışlar, içinde bulunduğumuz toplumun ve kültürün şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır.  İnsanın kapsamlı olarak anlaşılabilmesi için beden ve zihnin bütünleştiği ve insanın sosyal çevresiyle ilgisinin kurulması üzerinden hareket eden sinirbilim çalışmaları, beynimizin süreklilik taşıyan bir değişim sergilediğini göstermekte ve insan davranışlarının fizyolojik ve nörobiyolojik bağlantıları arasındaki ilişkiyi anlamayı amaçlamaktadır. Bugün, sosyal etkileşimlerin nörobiyolojik, nöroendokrinolojik ve daha pek çok açıdan nasıl etkilendiğine yönelik pek çok bulguyla karşı karşıyayız. Bu bulgular “beyin esnekliği”ni ya da zihinsel  ve fizyolojik durumların içinde bulunulan yaşantılardan ne kadar etkilendiğini göstermektedir. Psikoterapinin esası insanların duygu, düşünce ve davranışlarında değişim yaratarak onlara yardım etmeyi içeren bir yaşantıdır.  Dolayısıyla psikoterapi etkili olduğu için esnek beynimiz değişmekte, yeni bakış açıları ve davranış biçimleri edinildikçe beynimiz de bu değişime adapte olmaktadır. Diğer deyişle psikoterapi sadece iki kişi arasındaki bir konuşma olmayıp psikosoyal bir yaşantı olduğu kadar aynı zamanda biyolojik bir temele de sahiptir. Peki diyalog ilişkisini oluşturan söz konusu bu etkileşimler psikosoyal açıdan olduğu kadar, biyolojik açıdan da nasıl etkilere yol açmaktadır? Bu bağlamda sinirbilim çalışmalarından elde edilen bulguların Geştalt Terapi yaklaşımı ile nasıl bir kesişim noktasında olduğunu anlamaya çalışmak oldukça önemlidir.

Psk. Dr. Çiğdem Kudiaki, sempozyumda Uzm Psk. Dan. Yılmaz Erdal ve Uzm. Psk. Pınar Şakiroğlu Yılmaz ile birlikte “Rüyalarla Dans” yaşantı grubunun liderlerinden biri olacaktır.